12 Eylül’de “Ailem Güvende” adıyla başlatılan operasyonlarda LGBTİ+ örgütleri, hak savunucuları, aktivistler ve LGBTİ+’ların bir araya geldiği mekânlar soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların hedefi oldu. Adalet Bakanlığı, operasyonların 15 ili kapsadığını açıkladı.
Ankara’daki soruşturma kapsamında tutuklananlardan biri de Kaos GL Yönetim Kurulu üyesi ve Gökkuşağı Aileleri Derneği’nin (GALADER) kurucusu Nedime Erdoğan’dı. Yıllardır LGBTİ+’larla aileleri arasındaki bağların güçlenmesi için çalışan Erdoğan, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden bianet’in sorularını yazılı olarak yanıtladı.
Erdoğan’la operasyonun “Ailem Güvende” adını taşımasından LGBTİ+’ların “aile karşıtı” olarak gösterilmesine, ebeveynlerin çocuklarına verebileceği destekten farklı aile biçimlerine kadar konuştuk.

Yıldız Tar: LGBTİ+’lara sahip çıkmak insanlığımıza, vicdanımıza sahip çıkmaktır
“Hiçbir baskı varoluşu değiştirecek kadar güçlü olamaz”
“Ailem Güvende” adı verilen bir operasyon kapsamında tutuklanmış bir LGBTİ+ annesi olarak, operasyonun adını ilk duyduğunuzda ne düşündünüz?
Operasyonun adını ilk duyduğumda sadece güldüm. Çünkü yıllardır ailelerin bir arada kalması, çocuklarını anlamaları, destek olmaları, varoluşlarına saygı göstermeleri için çalışıyorum. “Aile” LGBTİ+’lar için bir mücadele alanı; bu gerçeği elbet unutmadan.
Kamusal alanda görünmez kılınmaya çalışılarak çeşitli ayrımcılık ve zorbalıklarla baş etmek zorunda kalan LGBTİ+’lar için aile kurumunun kollayıcı, gözeten, anlayan bir yerde durması çok önemli. Çünkü biliyoruz ki aileler fail olabiliyor.
Bu yıllar içinde birçok ailenin bunun bilimsel ve varoluşsal gerçeğini kavrayarak aile içindeki dengeleri yeniden kurduğuna tanıklık ettim. Bu değişim sadece LGBTİ+’ları değil, tüm aileyi yeni, daha açık, daha sahici bir yere taşıdı. Buradan, tanıklıklarım nedeniyle kamusal alanda da benzer şeylerin olabileceğine dair inancımı hep korudum.
Toplumun sağduyusuna hep güvendim. LGBTİ+’lar bu toplumun parçası ve hiçbir baskı varoluşu değiştirecek kadar güçlü olamaz.

“Aile sadece kan bağıyla kurulmaz”
Yıllardır LGBTİ+ çocuklarla aileleri arasındaki bağların güçlenmesi için mücadele ediyorsunuz. Bugün “aile” kavramının LGBTİ+’larla karşı karşıya getirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Herkesi bir kalıba sokmaya çalışan, dışarıda kalanları hedefe koyan bir politikayla karşı karşıyayız. Toplum değiştikçe aile de değişir, çeşitlenir. Ailenin tek tip olduğu, makbul olanın tanımının kimseye uymadığı gerçeğini elbet görüyorlar. Yoksul, mülteci, engelli vb. aileler de bu tanıma girmiyor.
LGBTİ+’lar ise ne çocuk olabiliyor ne de bir ailenin parçası olduğu, onu seven anne, baba, kardeş, akraba ve dostlarının olduğu gerçeği kabul edilmek isteniyor. LGBTİ+’lar bir anne ve babadan doğdular ve bu toplumun tüm damarlarındalar. Komşunuz, taksi şoförünüz, market çalışanı, bakkalınız, kasabınız LGBTİ+ olabilir.
LGBTİ+’ların aile deneyimleri genellikle trajik, travmatik. Bunun birçoğu bilgisizlik ve topluma yanlış empoze edilen, bilimsel bilgilere dayanmayan düşmanlaştırma politikaları nedeniyle oluyor. LGBTİ+’lar aile karşıtı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
Bu kadar travmayı, şiddeti kim yaşasa aile eleştirisi yapar; ben de yapıyorum. Ailenin sadece kan bağıyla değil, dayanışma, sevgi ve destekle kurulabileceğini yaşamış biri olarak, LGBTİ+’ların da hem aileleri için çabasına hem de bu duyguyu yaşamak için “seçilmiş aileler”deki güçlü duruşlarına tanık oldum.
LGBTİ+’ların resmî olarak aile kurmasına izin veren yasal bir olanak yok. Yasa çıksa belli, en çok LGBTİ+’lar evlenecek :) Bilemiyoruz. LGBTİ+’lar aile karşıtı değil; sadece şiddetin olmadığı, anlayışın, dayanışmanın, saygının korunduğu bir ortamın mümkünlüğüne, bunun için de kan bağının temel olmadığını deneyimledikleri bir yerden duruyorlar.
Bizler de ebeveynleri olarak kendi ailemizi dönüştürerek “başka” bir aile mümkün diyoruz.

“Çocuğunu anlamak ve desteklemek hayat kurtarır”
Çocuğunun LGBTİ+ olduğunu öğrenmiş ve bugün yaşananlardan dolayı korku duyan ailelere ne söylemek istersiniz?
Aile kavramının çözümsüzlüğünün, yoksulluğun, gerçek hayatları tümden açıklamaz bir örneği olarak sürüklediği “adli suçlar” kavramından yazıyorum. Burası Müge Anlı programına tez çıkartır.
Dinlediğim her hikâye, bu toplumda görünmez kılınanların sorunlarının, hayatlarının önemsenmediği insanlara dair. Buradan bakınca “Makbul olan kim?” diye insanın haykırası geliyor.
Bizler çocuklarımızı bu sarmalın içine dâhil etmemek için mücadele ediyoruz. Ailenin tutumu çocukların bir sonraki adımını çok belirliyor. Bu deneyim, bizlerin yaptığı gibi çocuğumuzu anlamanın ve desteklemenin hayat kurtardığını bir kez daha anlamamı sağladı.
Bizler çocuklarımızı, ailemizi koruyoruz. Bunu yapmaya devam etmeliyiz. Birbirimizden güç alacağız, kamusal alanda yaşananlara karşı birlikte itirazlarımızı çoğaltacağız.
Çocuklarımızın hayatta değerli olduklarını bilmeleri ve bu değeri koruyabilmeleri için biz ebeveynlere çok şey düşüyor. Sadece çocuklarımız için değil, aile desteğinden yoksun tüm LGBTİ+’ların ebeveyni olmalı; aramızdaki kan bağından daha güçlü, geniş bir aile olarak bunu sürdürmeliyiz.
Genç yaşta sokağa, umudu ve geleceği olmayan insanların arasına bizim çocuklarımızı da eklemem. Bizim gücümüz her türlü zorbalığı aşar. Anneyiz, babayız, kardeşiz.
Çocuklarımızdan vazgeçmeyen, onların mutluluğu ve sağlıkları için verdiğimiz mücadele onurlu ve güçlü. Bu güç tüm korkulardan daha üstün. İyi ki varlar.

“LGBTİ+ları içinden çıkardığınızda geriye nasıl bir aile kalır?”
Ne olmuştu?
LGBTİ+ örgütlerine, hak savunucularına, aktivistlere ve LGBTİ+’ların bir araya geldiği mekânlara yönelik “Ailem Güvende” operasyonları 12 Eylül 2026’da başladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonların 15 ili kapsadığını; 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul merkezli soruşturmada 12 ilde 38 kişi hakkında işlem yapıldığını, 26 kişinin gözaltına alındığını; altı LGBTİ+ derneği ile 10 işletmenin de aralarında bulunduğu 54 adreste arama ve el koyma işlemi gerçekleştirildiğini duyurdu. Soruşturmanın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “fuhuş”, “müstehcenlik” ve uyuşturucu madde suçlamaları kapsamında yürütüldüğü açıklandı.
Operasyonlar Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin’e de uzandı. Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri dahil LGBTİ+ hak savunucuları gözaltına alındı ve tutuklandı. 17 Eylül itibarıyla 116 kişi gözaltına alındı; bunların 44’ü LGBTİ+ hak savunucusuydu ve toplam 82 kişi tutuklandı.
Operasyonlarla eş zamanlı olarak LGBTİ+ örgütleri ve aktivistlerin dijital mecralarına da erişim engelleri getirildi. İstanbul Barosu’nun raporuna göre 11 LGBTİ+ derneğinin internet sitesi, 32 X hesabı ve toplam 419 sosyal medya hesabı erişime engellendi; 107 hesap hakkında da erişim engeli talebinde bulunuldu.
LGBTİ+ örgütleri ortak açıklamalarında, hak savunuculuğu faaliyetlerinin farklı suç isnatlarıyla ilişkilendirilmesine ve örgütlerin kriminalize edilmesine itiraz etti; soruşturmalarda dernek faaliyetleri ile yöneltilen suçlamalar arasında somut bağ kurulmadığını söyledi.
(NÖ)













